dianabol123

 

1960’lı yıllarda popülerlik kazanan ve günümüze kadar hala uygulanan bazı dergilerde teknik ve tavsiye olarak vücut geliştirmecilere ve ağırlıkçılara sunulan “İzometrik” tekniklerin gerçektende bahsedildiği gibi çok etkili midir değil midir? doğrusu sporcular tarafından düşünce konusu oldu.

Dr. John Ziegler ve ekibi

ziegler_ve_ekibi

Bugün Dünya profesyonel vücut geliştirme camiasına göz atarsanız izometrik egzersizleri uygulayan vücut geliştirmeci olarak neredeyse bir elin parmağını geçmeyecek kadar sporcu görürsünüz.

Louis Riecke

louis_riecke

İzometrik egzersizler Amerika da yaygınlık kazandığında antrenman yapan herkesin yüksek ağırlıkları bara takip itme ya da çekme gibi egzersizleri uygularken tamamen kuvvet artırmaya yönelik programlar isteniyordu. 1960 senesinde bu olay başladı. Bu şekilde devam eden sistemde yenilik bulundu ve buna “İzometrik izotonik (Isometric isotonie)” denildi. Daha sonra ağızlarda izotonik izometri şeklinde kullanımlar dolaşmaya başladı.  Egzersizlerde 12 saniyelik kısa bir zaman dilimi içinde uygulama metodu seçildi.  Bu metodu Louis Riecke ve Dr.John Ziegler başarıyla uyguluyorlardı. Dr.John Ziegler, Riecke için hazırladığı plan ile Olimpiyat ağırlıkçılık için kuvvetini 70 kilo artırmıştı. Bu başarı inanılmaz ve yorum yapılmayacak şekilde bir çıkıştı. Riecke’nin bu başarıyı 30 yaşların ortasında alması herkesi şaşırtmıştı.

Bill March

bill_march

Dr.Ziegler'in ikinci test adamı da Bill March olmuştu. 1963 yılında 90 kiloluk bir vücut ağırlığıyla 354 ağırlık ile Dünya rekoru kırmıştı. İleriki yıllarda da Los Angeles de şampiyonlukların birinde Riecke’de bu ağırlığı yapabilmiş ve üstelik 82kilo vücut ağırlığıyla rekor kırmıştı. Yerden kesme(Deatlift) hareketinde 325kilo başarmak, o yıllarda gerçekten imkansız gibiydi. O yıllarda kimsenin başaramadığı ağırlıkları Riecke ve Bill herkesi şaşırtarak başarmışlardı.

İzometrik izotonik egzersizleri o yıllarda büyük ün kazanmıştı fakat bunu desteklemeyenlerde bulunuyordu. Örneğin Bob Hoffman. Bunun dışında Lowa State Üniversitesinden Dr.C.H McCloy ve George Williams, College(chicago) dan Dr.Arthur Steinhaus tamamen Dr.Zieglerin izometrik sistemini yazılı ve sözlü olarak eleştirmişlerdi.

Bu eleştiri yaygınlık kazanmadı. Çünkü diğer taraftan "Strength & Health" gibi dergiler bu egzersizi gündeme taşıdı. Bu dergide her ay Atletler ve antrenörler hakkında makaleler yayınlanır. Diğer taraftan Alabama ve Florida State Üniversiteleri ise izometrik sistemin en ideal sistem olduğunu açıklayan bir resmî Üni damgalı belge sunmuştur. Sporculardan bu egzersizi uygulayan ise Frank Budd olmuştu. Frank 90 metre koşucu atletti ve bu mesafeyi 9,2 saniyelik süper bir hızla tamamlıyordu ayrıca dünya rekoru kırmıştı. Diğer taraftan disk atıcı Jay Sylvester ya da uzun atlamacı John Thomas ve gençlerden Gülle atan Newyork’tan Gary Gubner de İzometrik sistemi uygulayanlardandı.

Bill March da gösterdiği başarı ve inanılmaz kuvvetiyle ülkede ses getirdiği bir zamanda her ay dergilerde pozları ve resimleri çıkmasıyla neredeyse o yılların adamı olan John Grimek ile eşdeğer bir potansiyele üne sahip olmuştu. İzometrik sistemi aslında eskilere dayanıyordu. Sadece Dr. Ziegler bu sistemi değiştirerek izotonik izometrik sistemi yaptı. Resmi anlamda Dr. Ziegler’in yaptığı söylenemez. Bu kayıtlarda o şekilde geçmiyor fakat araştırmalarda görüyoruz ki Dr. Ziegler’in büyük bir parmağı var. Sporcular yeni bir egzersiz denemek istediklerinde hiç düşünmeden hemen izometrik izotonik egzersizlerini deniyordu.

Sistemi uygulayan sporcularda kuvvetin arttığı belirginlik kazanmadı. Genel anlamda %60 bir deneyim oluyordu. Zieglerin anlayışına göre yapılan ağırlığın miktarı değil, daha çok idmanın ne kadar sürede ve uzunluğu önemliydi.

Sistemin her egzersizlerde aynı ölçüde faydalı olduğu vurgulanmıştır. Genel anlamda 80 kiloyla başlayan bir sporcu 3 haftada 100 kiloya çıktığında gerçek manada büyük bir başarı sayılmaktadır ve bu büyük bir motivasyon kaynağıdır. Sade izometrik sistemle ağırlık kazanıldığı fakat izotonik izometrik sistemle daha fazla başarı sağlanabildiği belirtiliyor. Bir başka motivasyon kaynağı ise Psikolojik olarak sayılardır. Örneğin Kuvvet idmanlarında daha çok rakamlarla insan kendini motive eder. Bir ağırlıkçı 1 tekrarla 220 kilo başarabiliyorsa diğer 4 tekrarla 200 kilo ağırlık kaldıran şahıstan daha kuvvetli olduğu düşünülür.  İzometrik izotonik sistem sayesinde rekorlar ve başarılar görüldüğü söylenmiştir.

 

izometrik_izotonik

“İzometrik İzotonik” sistem gerçektende anlatıldığı ve görüldüğü gibi midir?

 

Bu meseleyle ilgili uzman araştırmacı Bill Star, detaylı bir araştırma yapmıştır. Biz de Bill Star’ın araştırmasını ele alarak soruya net cevap vermek istiyoruz. Araştırma sonucunda ortaya ilginç notlar çıkıyor. İzometrik izotonik egzersizler diğer birçok egzersizler gibi faydalıdır fakat en iyi ve en ideal egzersiz olduğu söylenemez. Öyle olmuş olsaydı bugün dünyada en çok uygulanan egzersiz olurdu ki en az uygulanan egzersiz konumunda olduğunu belirtmek isterim. Asıl konunun drama olayı şimdi başlıyor.

1954 senesinde Viyana da yapılan Dünya şampiyonluklarında Rusların başarıları ve de uyguladıkları idmanlar tam anlamıyla Dünya’da ses getirdi. Amerika da yaşayan Dr. Ziegler bunu içine sindiremedi. Daha iyisini geliştirmek adına her tür yönteme baş koydu. Fakat daha iyisini gerçekleştirdik düşüncesini aşılamak adına Rusların sade izometrik sistemini tersleyip izotonik izometrik sistemini gündeme taşıdı. Ruslar 1940’lı yıllardan sonra Testosteron hormon ilacını sporcular üzerinde kullanarak birçok rekorlara imza atmışlardı. 1954 de ise Dr. Ziegler aynı hormonu kendi ülkesine getirtti ve bu şekilde 1954’lerde kullandı. 1952 senesinde Helsinki’de düzenlenen Olimpiyatta Rusların inanılmaz performansı tam anlamıyla Dr.Ziegler’i şoka uğrattı. Testosteron maddesiyle tanıştıktan sonra çok etkilendi ve daha iyisini nasıl üretebilirim düşüncesiyle ekip kurarak çalışmalara başladı. En başta testosteron hormonunu bir tablet formuna getirip daha kolay kullanımı sağlamak oldu. 1956 Melbourne Olimpiyatlarına sporcuları hazırlamak istedi.

Dr.Ziegler Viyana yolculuğundan sonra kendi mekanı olan Maryland'a döndü ve hemen Testosteron hormonuyla testlere başladı. Oda biliyordu ki vücudun bu kadar hormon üretmesi, yüksek kas kütlesini çıkarması ve kuvvetinde bu derece yüksek boyutlara ulaşması mümkün olmayacağından dolayı bir ilaç sanayisi olan CIBA firmasıyla anlaşarak hormon üretimiyle çok yönlü uğraştı. Ruslara karşı daha iyisini çıkarmak adına DIANABOL ismi altında “Metandienon” ve “Metandrostanolon” maddelerini buldu.  Bu maddeler sentetik Steroid hormondu. Yine Testosteron hormonunu aktif hale getirerek görevini sürdürüyordu fakat direk Testosteron olmamakla beraber vücut içerisinde moleküllerle Testosteron molekülüne benzer Testosteron etkisi yapan dönüşümlü bir ilaçtı. Ürettikten sonra deney olarak da Riecke ve March üzerinde kobay olarak denedi. İzometrik izotonik egzersizlerini de reklam etmek adına bu yöntemi seçmişti.

perfect_blue_nur_tabs

Ziegler bu Steroid olayını gizli tutuyordu. Hoffman da biliyor ve oda gizli tutuyordu. Bu gizlilik olayı o kadarda uzun sürmedi. Ciba firmasıyla üretime sunulan “Dianabol” ilacı resmi platformda ağır operasyon geçiren hastalar için ya da kas sorunu yaşayan bir takım hastalara sunulmuştu. Elbette ki Doping amaçlı üretilip satıldığı veya sporculara verileceği söylenmiyordu. Resmi anlamda böylede olması gerekiyordu.  Olimpiyat için yaptığı deneylerde Riecke ve March’in Dianabol ile deneye tabi tutulduğu Ziegler tarafından gizliydi fakat bu olayı March ve Riecke’de bilmiyordu çünkü onlardan da gizli tutulması gerekiyordu.

Anabol Steroid piyasası tam anlamıyla evrim geçirmek üzere düğmeye basarak start aldı. Piyasada Testosteron hormonunun yaygınlaşması ve daha sonrada Dianabol ilacının yaygınlık kazanması spor camiasında değişik sonuçları getirdi. Hoffman her ne kadar medyayı sakinleştirse de sporcuların arasındaki yaygınlığı engelleyemedi. 1960'ların ortalarında Ağırlıkçıların artık yüksek potansiyelle fazla ağırlık kaldırabildikleri gözlemlenmişti. Burada Riecke ve March a artık herkes yetişmeye başladı ve geçiyorlardı. Tony Garcy, Bob Bartholomew, Gerald Moyer, Russ Knipp, Dr.John Gourgott ve Bob Bednarski Uluslar arası takımlardaydı. York(newyork) ile bir irtibatı olanların genelde Dianabol tabletleriyle de yakınlığı bağlantıları vardı. Dianabol tabletleri ilk olarak gerçektende Pembe olarak çıkmıştı ve daha sonra Mavi şeklinde rengi değiştirilmişti. İlginç olan ise birçok sporcu aldığı bu Dianabollerin sentetik hormon olduğunu bilmiyorlardı ve Doping sınıfına gireceğini hiç düşünmemişlerdi. Ne zamanki sporcular arasında yaygınlık kazandı, o zamanda gerçekler ortaya çıkmıştı. Dr.Ziegler piyasaya çıkardığı bu tabletlerin bu kadar yaygınlık kazanmasını istemiyordu. Onun amacı sadece Olimpik sporculara destek olmaktı. Fakat daha önceden tespit etmesi gerekiyordu.

İlacın etkisini duyan hemen Dianabol kürüne giriyordu. Bill March, Dianabol ilacını Dr.Ziegler’den ilk alan sporcuydu. Diğer sporcular başka birisinden temin etmişlerdi. Bir çok kez Dr. Ziegler, ilacı kullanan sporcuları uyardı ve bu ilacın etrafta kol gezmemesi için nasihatte bulundu. Hoffman ile bu konuyu ince detaylı konuşmuştu ve Hoffman sadece kendi ağırlıkçı sporcular için vereceğini söylemişti. Dr. Ziegler’in amacı, Rusya’nın dünyayı ilalarla sömürmesi yanında en önemlisi de Rusların bu buluşuna kendilerinin devrim niteliğinde bir buluş gerçekleştirmesiydi. Kullanımı daha kolay olabilecek bir Doping maddesi çıkarma ve Rusların yaptığı gibi bir idman metodu ortaya atarak bunu dünyaya reklam etmekti. Hoffman ile beraber ağırlıkçılara sunduğu Rack power idmanları ile izometrik izotonik sistemleri tam anlamıyla yankı uyandırdı ve sporcular üzerinde faydalarda sağladı. Bugün bu sistem aslında çokta fazla rağbet görmez. Elbette ki faydası olmayacağından dolayı değildir. Daha çok sistemi hizmete aktaran ve destekleyen DIANABOL ilacının adamı olan Dr.John Ziegler isminden kaynaklanıyor. Bir Doping üreticisinin idman metodu ne kadar itibar görebilir ki? Toplum bilincinde, sadece ilaç vererek sporcularını ve sistemini gündeme taşıdığı konuşulacaktır.

Dr. Ziegler, hırsıyla ve azmiyle bir ilaç üretip bu ilaçla değişik bir hayata adım atmayı sağlamıştı. İzometrik egzersizlerin başarısı da elbette ilacın kuvvetinden ileri geliyordu. Bu detay sadece izometrik egzerzisi için geçerli olmamalıdır. Bugün Doping piyasasında 30’dan fazla farklı ilaç türleri bulunuyor ve sporcular eskiye nazaran kat kat ilaçları kullanıyor. Bu açıdan hangi egzersizi uygularsanız uygulayın az veya çok her ilaç alan sporcu başarı görüyor. Amatör sporcular ve serbest çalışan sporcularda ilaç tüketimini korkunç rakamlarla yükseltiyorlar. Piyasada herhangi bir idman sistemini önermek herhalde hiç zor olmasa gerek. Mutlaka ilaç alan bir sporcu önerdiğiniz idmanı kullanacak ve sonuç alacaktır. Bunları söylerken, donanımlı ve gerçekten etkili idman sistemlerini kenara atmıyoruz. Ben sadece bir noktaya ışık tutmaya çalıştım. Dr. Ziegler’i savunacak bir insan değilim. Fakat bugün öyle insanları görüyoruz ki, öylesine bir canavarlaşan sistem ve metotlar görüyoruz ki, öylesine bir yönetim ve mafyalaşmış ilaç üreticilerine rastlıyoruz ki, Dr. Ziegler bunların yanında gerçektende masum bir vatansever olarak yansıyor. Çünkü

Dr.Ziegler; " keşke bu tableti çıkartmasaydım. Keşke bu fikre hiç gelmeseydim" demiştir. Sonradan bu derece yaygınlık kazanmasıyla pişmanlık duymuştur ama herkesin bildiği gibi Yönetim kumandası kötülerin eline geçtiğinde, ne yaparsanız yapın, ucu sizlere de dokunacaktır.

 

Kaynak:

Uzman Bill Star’ın 2005 senesinde izometrik hakkında yazdığı makalesinden istifade edilmiştir.

(Bill Star; 1989 ile 2000 yılları arasında John Hopkins Üniversitesinde kuvvet ve kondisyon antrenörüydü ve aynı zamanda "The strongest Shall Survive" ile "Defying Gravity" kitaplarının yazarıdır.)

Tags: bill march | bill star | bob hoffman | dianabol | doping | george williams | isometric isotonie | izometrik egzersiz | john ziegler | louis riecke | mcCloy | metandienon | testosteron


Yorumlar  

 
+3 # hasan 05-01-2011 22:51
alla alla hala hayretler içerisindeyim :=) kardeşim siz ne ayaksınız...

ajanmısınız ? Türkiye'ye fazla adamlarsınız. Nerden buluyorsunuz ve hiç üşenmiyormusunu z bu konuları yazmaya. Reklam etmek için söylemeyim çok ünlü özel bir üniversitede profesörüm ve bu konuyu nette bulacağım aklıma gelmezdi.

Arkadaşlarım sizi gerçekten kutlarım. Murat Hoca, Emre Hoca sizleri gerçekten tanımak isterim. Diğer arkadaşlarada teşekkürler ama onlar yurtdışıda sanırım.
Cevap | Alıntıyla Cevapla | Alıntı | Yöneticiye raporla
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

SP Google+ Badge

Facebook

Sizce kas gelişmesindeki en büyük etken nedir ?

OBA

online-body-antrenorluk

Son Yorumlar

KİMLER ONLINE

Şu anda 66 konuk çevrimiçi

KARIŞIK MAKALE